ikibinon yılı Mayıs ayının onsekizinci günü? noter de bana..

valla helal olsun bana. aralık sonundan bu yana ilk post. neredeyse beş ay.

ne yani?! beş aydır yazmıyorum diye kendi kendime zehir mi edeyim şu kısacık hayatı. canım yazmak istedi. zaten bu durumun hesabını bu blogu açarken vermiştim. vicdanım rahat. gene kendimle hesaplaşmadan duramadım. hasan cemal’e döndüm iyice.. sürekli bir iç hesaplaşması yaşıyorum.. aslında merak ediyorum.. yanıldım demek çok mu kolay? hasan cemal’e bakılırsa çok kolay.. şimdi rte’ye güzellemeler yazıyor, on sene sonra kitabını yazacak mı acaba? yolunu şimdiden yapıyor.. kafalı adam.. “kimse kızmasın, zamanında biz de sevdik” diye ya da “rte’yi çok sevmiştim” gibi.. bi açıdan bakıldığında adam haklı, insan yanılabilir.. boşa dememişler, beşer şaşar diye.. bi de ayıptır söylemesi “hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” lafını çok severim.. hasan cemal unutmuyor ama.. yanıldığını söyleyebiliyor.. takdir edilesi adam.. bi de rte’yi akp’yi yarım ağız eleştirmiyor mu, hasta ediyor beni.. neyse.. bu post’un konusu HC değil, güneri civaoğlu hakkında yazmaya karar verdim.. şaka şaka..

bu sinirli, hafif siyasi giriş sonrası düşündüm de inanılmaz birşey yazmalıyım. öyle birşey yazayım ki kendimi sevenlerime affettireyim. ne yazsam. tabi ki Barış Manço hakkında yazmalıyım birkaç satır. neden? çünkü Queen hakkında yazmıyorsam Barış Manço hakkında yazmam gerekir. bu bir görev.. bilen bilir.. oturup hasan cemal hakkında mı yazacaktım? saçmalama..

0 notes